İsviçre’nin başkenti Bern’de bulunan Almanya Büyükelçiliği önünde, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden gelen Çeçen diasporası temsilcileri ve insan hakları savunucuları, Çeçen mültecilerin Almanya’dan sınır dışı edilmesine karşı bir destek mitingi düzenledi. Göstericiler, özellikle Rusya Federasyonu’na geri gönderilme riskiyle karşı karşıya kalan Çeçen sığınmacıların durumuna dikkat çekerek Almanya hükümetine uluslararası hukuk çerçevesindeki yükümlülüklerini hatırlatma çağrısında bulundu.
Organizatörler, son dönemde Almanya’da bazı Çeçen mültecilerin iltica başvurularının reddedildiğini ve sınır dışı süreçlerinin hızlandığını öne sürdü. Eylemde yapılan konuşmalarda, Rusya’nın özellikle Kuzey Kafkasya’daki muhaliflere ve insan hakları aktivistlerine yönelik baskılarının sürdüğü belirtilerek, geri gönderilen kişilerin güvenliklerinin tehlikeye girebileceği savunuldu. Katılımcılar, Almanya’nın bu dosyalarda daha hassas davranmasını talep etti.
Miting boyunca Çeçen İçkerya Cumhuriyeti bayraklarının yanı sıra Ukrayna ve çeşitli Avrupa ülkelerinin bayrakları da taşındı. Göstericiler, Almanca, Rusça ve Çeçence sloganlar atarak Avrupa ülkelerinden sığınmacı haklarına ilişkin ortak bir tutum geliştirilmesini istedi. Eylem sırasında hazırlanan bildiriler büyükelçilik yetkililerine ulaştırılmak üzere teslim edilirken, katılımcılar sınır dışı kararlarının yeniden gözden geçirilmesi çağrısında bulundu.
Avrupa’daki Çeçen diasporası son yıllarda benzer gerekçelerle çeşitli protesto gösterileri düzenliyor. Daha önce İsviçre’nin Zürih kentinde de Rusya’ya gönderilme tehlikesiyle karşı karşıya bulunan Çeçen sığınmacılar için dayanışma eylemleri gerçekleştirilmiş, insan hakları örgütleri geri gönderme kararlarının bireysel risk değerlendirmeleri dikkate alınarak verilmesi gerektiğini savunmuştu.
Gösterinin sonunda yayımlanan açıklamada, Avrupa ülkelerinin mülteci hukukunun temel ilkelerinden biri olan “geri göndermeme” prensibine bağlı kalması gerektiği vurgulandı. Katılımcılar, Çeçen mültecilerin güvenliğinin siyasi tartışmaların üzerinde tutulmasını isterken, Almanya ve diğer Avrupa devletlerini iltica süreçlerinde insan hakları odaklı bir yaklaşım benimsemeye davet etti.


