Çeçen İçkerya Cumhuriyeti Dışişleri Bakan Yardımcısı Aset Sabb, Rusya tarafından hakkında başlatılan kovuşturma ve arama kararlarını tanımadığını açıkladı. Radio Svoboda’ya konuşan Sabb, Rusya’nın Çeçenya üzerindeki egemenliğini kabul etmediğini belirterek, kendisine yöneltilen suçlamaların siyasi faaliyetlerinden kaynaklandığını savundu. Avrupa’da yaşamını sürdüren Çeçen siyasetçi, İçkerya hükümetinin çalışmalarını devam ettirdiğini ve Çeçen meselesini uluslararası gündemde tutmaya çalıştıklarını söyledi.
Sabb, Rus makamlarının kendisini aranan kişiler listesine dahil ettiğini ancak bunun faaliyetlerini durdurmayacağını ifade etti. Rusya Federasyonu yasalarını “işgalci yönetimin yasaları” olarak nitelendiren Sabb, bu nedenle hakkında açılan davaları ve verilen kararları tanımadığını belirtti. Çeçen siyasetçi, sürgündeki hükümet üyelerinin uzun süredir benzer baskılarla karşı karşıya kaldığını, buna rağmen siyasi çalışmalarını sürdürdüklerini dile getirdi.
Röportajda, son yıllarda Rus makamlarının İçkerya yanlısı kişi ve kuruluşlara yönelik baskılarının arttığına dikkat çekildi. Rusya’da çeşitli mahkemeler tarafından alınan kararlar kapsamında İçkerya hareketiyle bağlantılı isimler hakkında soruşturmalar açılırken, bazı kişi ve kurumlar da terör ve aşırılıkçılık suçlamalarıyla karşı karşıya kaldı. Sabb ise bu suçlamaların siyasi amaçlarla kullanıldığını öne sürerek, Çeçenlerin kendi geleceklerini belirleme hakkını savunmaya devam edeceklerini söyledi.
Aset Sabb, Çeçenya’nın geleceğine ilişkin değerlendirmelerinde Rusya-Ukrayna savaşının Kuzey Kafkasya üzerindeki etkilerine de değindi. Savaşın ardından Çeçen meselesinin uluslararası kamuoyunda yeniden görünür hale geldiğini savunan Sabb, farklı ülkelerdeki siyasi çevrelerin bölgeye yönelik ilgisinin arttığını ifade etti. Çeçen siyasetçiye göre, savaş sonrasında ortaya çıkan yeni jeopolitik şartlar Çeçenya’nın geleceğine ilişkin tartışmaların yeniden gündeme gelmesine yol açtı.
Röportajda Çeçen diasporasının durumu da geniş yer tuttu. Sabb, Avrupa başta olmak üzere farklı ülkelerde yaşayan Çeçenlerin ulusal kimliklerini ve kültürel bağlarını korumaya çalıştığını söyledi. Diasporanın yalnızca siyasi değil, aynı zamanda kültürel ve sosyal açıdan da önemli bir rol üstlendiğini belirten Sabb, genç kuşakların Çeçen dili ve tarihiyle bağlarını korumasının öncelikleri arasında bulunduğunu ifade etti.
Sabb’a göre sürgündeki kurumların temel hedeflerinden biri, Çeçen halkının siyasi ve tarihi hafızasını gelecek nesillere aktarmak. Bu kapsamda çeşitli ülkelerde toplantılar, konferanslar ve kültürel etkinlikler düzenlendiğini belirten Çeçen siyasetçi, diaspora içerisindeki farklı görüşlere rağmen ortak ulusal meselelerde iş birliğinin sürdüğünü kaydetti. Çeçen toplumunun son otuz yılda savaşlar, göçler ve sürgünler nedeniyle büyük bedeller ödediğini söyleyen Sabb, buna rağmen ulusal kimliğin korunabildiğini savundu.
Aset Sabb’ın açıklamaları, sürgündeki İçkerya hareketi ile Rusya arasındaki siyasi mücadelenin devam ettiğini bir kez daha ortaya koydu. Bir yanda kendilerini bağımsız Çeçen devletinin temsilcileri olarak gören sürgündeki siyasetçiler faaliyetlerini sürdürürken, diğer yanda Rus makamları bu yapıları yasa dışı oluşumlar olarak değerlendiriyor. Taraflar arasındaki görüş ayrılıkları sürerken, Çeçenya’nın siyasi geleceği ve diaspora faaliyetleri Kuzey Kafkasya gündemindeki yerini korumaya devam ediyor.


