Kabardey-Balkar Cumhuriyeti’nde 100’den fazla kişinin terör örgütüyle bağlantılı oldukları iddiasıyla yargılandığı davaların sahte delillerle oluşturulduğu öne sürüldü. Cumhuriyette yaşayan 114 kişi, 29 Eylül’de yayımlanan ortak başvuruda Federal Güvenlik Servisi (FSB) ile güvenlik birimlerinin son iki yılda benzer yöntemlerle çok sayıda ceza davası açtığını savundu. Başvuruda, soruşturmaların özellikle dindar kişiler üzerinde yoğunlaştığı iddia edildi.
Kabardey-Balkar Bölgesel İnsan Hakları Merkezi tarafından yayımlanan başvuru, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yanı sıra Federal Soruşturma Komitesi, Başsavcılık, FSB, Yüksek Mahkeme ve insan hakları ombudsmanlarına gönderildi. Başvuruyu imzalayanlar, son iki yılda yüzden fazla kişinin Kafkasya Emirliği adlı örgüte katılmaya hazırlandıkları veya örgütle bağlantılı oldukları iddiasıyla ceza soruşturmalarına dahil edildiğini belirtti. Örgüt, Rusya’da terör örgütü olarak kabul ediliyor.
Başvuruda güvenlik güçlerinin kullandığı öne sürülen yöntem de ayrıntılı biçimde anlatıldı. Buna göre bazı kişilerin evlerinde yapılan aramalarda, daha önce Telegram uygulaması yüklenmiş cep telefonları bulunduğu ileri sürülüyor. Başvuruyu yapanlara göre bu telefonlarda, kişilerin Kafkasya Emirliği’ne katılma niyetlerini gösterdiği öne sürülen önceden hazırlanmış yazışmalar yer alıyor. Söz konusu yazışmaların kim tarafından oluşturulduğunun ise soruşturmalar sırasında yeterince araştırılmadığı iddia ediliyor.
Başvuruda ayrıca gözaltına alınan kişilere işkence ve baskı uygulandığı öne sürüldü. İddiaya göre bazı şüphelilerden kendileri ve başka kişiler aleyhine ifade vermeleri isteniyor. Başvuruyu imzalayanlar, davalarda gizli tanıkların ifadelerinden de yoğun biçimde yararlanıldığını ve farklı soruşturmalarda benzer içerikte ifadelerin kullanıldığını savundu. Onlara göre bu yöntem, birbirini tanımayan çok sayıda kişinin aynı örgüte katılmaya hazırlandığı yönünde benzer dosyalar oluşturulmasına imkan sağlıyor.
Başvurunun dikkat çektiği noktalardan biri, suçlamaların önemli bölümünün tamamlanmış bir saldırıdan ziyade hazırlık ve teşebbüs iddialarına dayanması. Metinde, farklı gruplardaki kişilerin birbirlerini tanımadıkları halde benzer yöntemlerle Kafkasya Emirliği’ne katılmakla suçlandıkları belirtildi. Başvuruyu yapanlar, buna rağmen somut bir terör eyleminin gerçekleştirilmediğini savunarak davaların tamamının bağımsız biçimde incelenmesini istedi. Bu amaçla bağımsız bir komisyon kurulması talep edildi.
İddiaların arka planında Kabardey-Balkar’da son yıllarda artan terör suçları soruşturmaları bulunuyor. The Insider’ın Başsavcılık verilerine dayandırdığı incelemeye göre cumhuriyette terör niteliğindeki kayıtlı suçların sayısı 2024’te 11 iken 2025’te 31’e yükseldi. 2026’nın ilk üç ayında ise 17 terör niteliğindeki suç kaydedildi; geçen yılın aynı döneminde bu sayı 8’di. Ancak bu istatistiklerin tek başına davaların sahte olduğu iddiasını kanıtlamadığı ve kayıtlı suç sayısının doğrudan sanık veya dava sayısına karşılık gelmediği vurgulandı.
Benzer suçlamalar daha önce de Kabardey-Balkar’daki operasyonların ardından gündeme gelmişti. Mayıs 2025’te Nalçik ve Nartan’da düzenlenen operasyonlarda 48 kişinin gözaltına alındığı bildirilmiş, yakınları ise ev aramalarında kendilerine ait olmadığını söyledikleri SIM kartların bulunduğunu ve terör örgütüne üyelik davalarının bu deliller üzerinden oluşturulduğunu ileri sürmüştü. Bazı tutukluların avukatlarına işkence gördüklerini anlattıkları da aktarılmıştı.
2024 yılında gözaltına alınan Timur Kişukov’un davası da bölgede tartışma yaratan dosyalardan biri oldu. Rusya ve ABD vatandaşlığı bulunan, Kabardey-Balkar doğumlu Kişukov, Kafkasya Emirliği ile bağlantı, yasa dışı silahlı oluşuma katılma ve bu kapsamda eğitim alma suçlamalarıyla karşı karşıya kaldı. Kişukov’un avukatı, dosyada suçlamaları destekleyen yeterli delil bulunmadığını savundu. Rusya’daki askeri mahkeme kayıtlarında Kişukov’un davasına ilişkin 2025 ve 2026 tarihli kararlar bulunuyor.
Kabardey-Balkar’daki güvenlik operasyonları ise devam ediyor. Rusya Ulusal Terörle Mücadele Komitesi, Temmuz 2026’da Baksan bölgesinde yasaklı bir uluslararası terör örgütünün hücresine yönelik operasyon düzenlendiğini açıkladı. Açıklamaya göre sekiz kişi gözaltına alındı ve bu kişilerin güvenlik güçlerine ait binalara saldırı hazırlığında oldukları öne sürüldü. Operasyonda silah ve örgüte ait olduğu belirtilen bazı materyallerin ele geçirildiği duyuruldu.
Eylül ayında da Kabardey-Balkar’dan iki kişi hakkında Güney Askeri Bölge Mahkemesi tarafından gıyaben hapis cezaları verildi. Anzor Apajihov ve Albert Tabuhov, Rus makamlarının terör örgütü olarak kabul ettiği Kafkasya Emirliği ile bağlantılı yasa dışı silahlı oluşuma katılmak ve örgüt faaliyetlerine destek vermekle suçlandı. Mahkeme iki sanık hakkında 20’şer yıl hapis cezası verdi. Bu dava, güvenlik makamlarının bölgede Kafkasya Emirliği bağlantılı soruşturmalara devam ettiğini gösteren son örneklerden biri oldu.
Kabardey-Balkar Bölgesel İnsan Hakları Merkezi’nin yayımladığı son başvuruda ise güvenlik güçlerinin yürüttüğü operasyonların meşruiyeti doğrudan sorgulanıyor. Başvurunun sahipleri, soruşturmalarda kullanılan telefonların ve dijital yazışmaların kaynağının araştırılmadığını, bazı deliller üzerinde gerekli teknik incelemelerin yapılmadığını ve şüphelilerin ifadelerinin baskı altında alındığını iddia ediyor. Ayrıca bazı sanıkların yakınlarına yeni soruşturmalar açılacağı yönünde tehditlerde bulunulduğu öne sürülüyor.
Başvuruda yer alan en ağır iddialardan biri ise bir imamın güvenlik güçlerinin baskısı sonucunda intihar ettiği yönünde. Başvuruyu imzalayanlar, söz konusu kişinin intiharından önce yaşadıklarını anlattığı bir not bıraktığını belirtti. Bir başka dosyanın ise geçmişte terörle mücadelede görev almış emekli bir polis memuruna yönelik olarak hazırlandığı öne sürüldü. Bu iddialara ilişkin bağımsız bir soruşturmanın sonucu veya resmi makamların kamuoyuna açıkladığı ayrıntılı bir değerlendirme bulunmuyor.
114 imzacının talebi, Kabardey-Balkar’daki terör suçlamalarının tamamının yeniden ve bağımsız biçimde incelenmesi. Başvuruda özellikle arama ve el koyma işlemlerinin, dijital delillerin, gizli tanık ifadelerinin ve gözaltındaki kişilerin verdiği beyanların yeniden değerlendirilmesi isteniyor. Başvurunun ekinde çok sayıda ceza dosyasına ilişkin bilgilerin bulunduğu belirtilse de bu ek kamuoyuna açıklanmadı. Rus güvenlik makamlarının başvuruda sıralanan sahte delil, işkence ve baskı iddialarına ilişkin kapsamlı bir yanıt verip vermeyeceği ise henüz bilinmiyor.


