Azerbaycan’da devlet okullarında başörtüsü kullanımına yönelik kısıtlamalar, öğrencilerin derslere alınmaması ve öğretmenlere yönelik baskı iddialarıyla ülke gündeminin öne çıkan konularından biri haline geldi. Başkent Bakü’de ve farklı bölgelerde öğrenciler, başörtülü arkadaşlarının eğitim hakkının korunması talebiyle protestolar düzenledi. Azerbaycan İçişleri Bakanlığı, 12 Ekim’de okul kıyafeti kurallarıyla bağlantılı olaylar nedeniyle 37 kişinin gözaltına alındığını açıkladı. Yetkililer, olaylarla ilgili ceza soruşturması başlatıldığını bildirirken tartışma, laik eğitim ilkesi ile din ve vicdan özgürlüğü arasındaki sınırlar üzerinde yoğunlaştı.
Tartışmanın merkezinde, Bakanlar Kurulunun 21 Eylül’de kabul ettiği 309 sayılı karar bulunuyor. Devlet genel eğitim kurumlarındaki öğrencilerin kıyafetlerine ilişkin düzenlemede, okul üniformasının bütünlüğünü bozan ve genel eğitimin laiklik ilkesine aykırı unsurların kullanılmasına izin verilmiyor. Ancak kararda başörtüsü veya herhangi bir dini kıyafet açıkça yasaklanmıyor. Buna rağmen bazı okullarda başörtülü öğrencilerin derslere alınmadığına ilişkin görüntülerin yayılması, düzenlemenin fiilen başörtüsü yasağı olarak uygulandığı eleştirilerini beraberinde getirdi.
BBC Azerbaycanca’nın 30 Eylül tarihli haberinde, kararın okullarda nasıl uygulanacağına ilişkin belirsizliklere dikkat çekildi. Habere göre düzenleme, kıyafet kurallarına uymayan öğrencilerin derslere alınıp alınmayacağını veya hangi yaptırımlarla karşılaşacağını açıkça belirtmiyor. BBC, konuyla ilgili olarak Bakanlar Kurulu ve eğitim makamlarına yönelttiği sorulara yanıt alamadığını bildirdi. Nisan ayında da Sumgayıt’taki 15 numaralı okul başta olmak üzere çeşitli bölgelerden benzer şikayetler gelmiş, başörtülü öğrencilerin yazılı bir karar gösterilmeden derslerden uzaklaştırıldığı ileri sürülmüştü.
Okullardaki uygulamalara yönelik tepkiler ekim ayının ilk haftasında görünür hale geldi. Bakü’deki 322 numaralı okulun önünde öğrencilerin başörtüsü kısıtlamasını protesto ettiği görüntüler yayımlandı. Başkentin Balahanı yerleşimindeki 69 numaralı okulda ise bazı öğrencilerin başörtülü arkadaşlarıyla dayanışma göstermek amacıyla derslere girmediği bildirildi. Masallı ilçesine bağlı Mollaoba köyündeki bir okulda da protestolar düzenlendi. Celilabad ilçesindeki 9 numaralı okulda başörtülü kız öğrencilerin binaya girişinin engellendiğini gösteren görüntüler sosyal medyada paylaşıldı.
Protestolar yalnızca okul önlerinde toplanmakla sınırlı kalmadı. Bazı öğrenciler dersleri boykot ederken veliler de çocuklarının başörtülü şekilde okula devam edebilmesini talep etti.
Bakü yakınlarındaki Hökmeli yerleşiminde yayımlanan bir görüntüde velilerin, kız çocuklarının okula alınmaması halinde erkek çocuklarını da okula göndermeyeceklerini söyledikleri aktarıldı. Öğrencilerin başörtülü arkadaşlarıyla dayanışma göstermesi, tartışmanın ailelerle okul yönetimleri arasındaki bir anlaşmazlığı aştığını ortaya koydu. Uygulamanın devam etmesi halinde öğrencilerin eğitimden uzak kalabileceği ve okul ortamındaki gerilimin artabileceği değerlendiriliyor.
Azerbaycan İçişleri Bakanlığı, 12 Ekim’de yaptığı açıklamada okul kıyafeti kurallarının uygulanması sırasında yaşanan olaylarla bağlantılı olarak 37 kişinin gözaltına alındığını duyurdu. Bakanlık, Ceza Kanunu’nun 233. maddesi kapsamında kamu düzenini bozan eylemleri örgütleme veya bu eylemlere aktif biçimde katılma suçlamasıyla soruşturma yürütüldüğünü bildirdi. Resmi açıklamada şüphelilerin eğitim çalışanlarıyla çatışmaları kışkırttığı, eğitim kurumlarına zarar verdiği ve okulların işleyişiyle trafiği engellemeye çalıştığı öne sürüldü. Ancak açıklamada hangi okullarda ne tür zarar meydana geldiği ve gözaltına alınan kişilerin hangi somut eylemlerle suçlandığı ayrıntılı biçimde belirtilmedi.
Başörtüsü tartışması öğretmenleri de etkiliyor. Azerbaycan’da 6 Ekim’de öğretmenlerin kıyafetlerine ilişkin ayrı düzenlemelerin onaylanmasının ardından, başörtüsü kullanan kadın öğretmenlerin görev yerlerinde baskıyla karşılaştığı yönünde haberler yayımlandı. Toplum TV’ye konuşan öğretmenler, Sumgayıt’taki bazı okullarda başörtülerini çıkarmalarının istendiğini veya istifa dilekçesi vermeleri yönünde baskı yapıldığını anlattı. Bakü’nün Ramana yerleşimindeki 90 numaralı okulda da benzer iddialar gündeme geldi. Bu uygulamaların doğrulanması halinde tartışma, öğrencilerin eğitim hakkının yanı sıra öğretmenlerin din ve vicdan özgürlüğü ile çalışma haklarını da kapsayacak.
Azerbaycan yönetimi ise düzenlemeyi laik eğitim ve ortak okul kıyafeti uygulaması çerçevesinde savunuyor. Ülkede anayasa laik devlet ilkesini benimserken din ve vicdan özgürlüğünü de güvence altına alıyor. Nüfusun büyük bölümünün Müslüman olduğu Azerbaycan’da dinin kamusal alandaki yeri, devletin dini kurumlarla ilişkileri ve dış ülkelerin etkisi uzun süredir siyasi tartışmalara konu oluyor. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, 2 Ekim’de Yeni Azerbaycan Partisinin sekizinci kongresinde yaptığı konuşmada ideolojik provokasyonlara karşı eğitim yoluyla korunma vurgusu yaptı. Konuşmasında başörtüsü meselesini doğrudan ele almasa da bazı yorumcular açıklamalarını İran’ın Azerbaycan üzerindeki dini ve siyasi etkisine ilişkin tartışmalarla ilişkilendirdi.
Hükümete yakın yorumcular da protestoların arkasında yabancı ülkelerin etkisi bulunduğunu ileri sürdü. Söz konusu yorumlarda İran bağlantılı dini çevrelerin Azerbaycan’ın iç işlerine müdahale etmeye çalıştığı iddia edildi. Buna karşılık başörtülü öğrencilerin okula alınmasını isteyen aileler, taleplerinin siyasi bir müdahale olarak değerlendirilmesine itiraz ediyor. JAMnews’in aktardığı değerlendirmelerde, dış müdahale iddialarının somut kanıtlarla ortaya konulması gerektiği vurgulanıyor. Başörtüsü kullanan bir öğrencinin eğitim hakkını talep etmesinin tek başına güvenlik tehdidi olarak görülmesi, tartışmayı din özgürlüğünden siyasi sadakat meselesine taşıma riski barındırıyor.
Tartışmaya Türkiye’den de tepki geldi. 3 Ekim’de Azerbaycan’ın İstanbul Başkonsolosluğu önünde toplanan protestocular, okullardaki başörtüsü kısıtlamalarının kaldırılmasını istedi. Gösterilerde Azerbaycan makamlarına kararlarını gözden geçirme çağrısı yapıldı. Türkiye’deki bazı çevreler, gelişmeleri 28 Şubat sürecinde başörtülü kadınların eğitim ve kamu hizmetlerine erişiminin kısıtlanmasıyla karşılaştırdı. Adalet ve Kalkınma Partisi Sözcüsü Ömer Çelik ise 7 Ekim’de yaptığı açıklamada Azerbaycan karşıtı gösteriler düzenleyen grupların partiyle veya hükümetle bağlantısı bulunmadığını söyledi. Böylece okullardaki kıyafet düzenlemesi, iki ülke arasındaki siyasi ve toplumsal tartışmaların da konusu haline geldi.
Azerbaycan’da başörtüsü meselesi ilk kez gündeme gelmiyor. 6 Mayıs 2011’de Eğitim Bakanlığı önünde düzenlenen başörtüsü karşıtı uygulamalara yönelik protestolara polis müdahale etmiş, çok sayıda kişi gözaltına alınmış ve ceza soruşturması başlatılmıştı. Gösterilere katılan isimlerden din adamı Abgül Süleymanov daha sonra 11 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Süleymanov, eylül ayında yeniden 30 gün idari hapis cezası aldı. Ailesi, bu kararın başörtüsü düzenlemesine karşı sosyal medyada yaptığı paylaşımlarla bağlantılı olduğunu savundu. Son gelişmeler, ülkede dini özgürlükler ve devletin laiklik anlayışı etrafındaki gerilimin geçmişten gelen bir boyutu bulunduğunu gösteriyor.
Hapiste bulunan gazeteci Polad Aslanov da yeni kıyafet düzenlemelerine karşı açlık grevine başladığını duyurdu. Eşi Gulmira Aslanova aracılığıyla yayımlanan mesajında Aslanov, anayasal hakların ihlal edildiğini düşündüğü için açlık grevi yaptığını belirtti. Aslanov, 2020’de vatana ihanet suçlamasıyla mahkum edilmiş ve 16 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Başörtüsü tartışması nedeniyle yaşanan protestolar, gözaltılar ve açlık grevi, meselenin yalnızca okul üniformalarına ilişkin teknik bir düzenleme olmaktan çıktığını gösteriyor. Bununla birlikte, protestolara katılan kişilere yöneltilen suçlamalar ile başörtülü öğrencilerin eğitim hakkına ilişkin taleplerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekiyor.
Uluslararası hukuk açısından da tartışmanın temelinde din özgürlüğü ve eğitim hakkı bulunuyor. Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’nin 18. maddesi, din ve inanç özgürlüğünü korurken ebeveynlerin çocuklarının dini ve ahlaki eğitimini kendi inançları doğrultusunda sağlama hakkını da tanıyor. Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ise çocuğun üstün yararını, gelişen yeteneklerini ve ebeveynlerin rehberlik rolünü dikkate alıyor. Laik eğitim ilkesinin korunması ile öğrencilerin dini kıyafetleri nedeniyle derslerden uzaklaştırılması aynı hukuki mesele değil. Azerbaycan makamlarının, kısıtlamaların gerekçesini ve öğrencilerin eğitimden mahrum bırakılmasının hukuki dayanağını açıklaması bekleniyor.
Okullardaki uygulamanın kapsamı ve gözaltına alınan 37 kişinin durumuna ilişkin ayrıntılar henüz netleşmiş değil. Kaç öğrencinin derslere alınmadığı, kaç öğretmenin başörtüsünü çıkarmaya zorlandığı ve gözaltına alınanların ne kadarının protestolara hangi biçimde katıldığı konusunda kamuoyuna kapsamlı bilgi sunulmadı. Azerbaycan yönetiminin laik eğitim ve okul düzeni gerekçesiyle savunduğu kararın sahadaki sonuçları, önümüzdeki günlerde tartışmanın seyrini belirleyecek. Başörtüsü kullanan öğrencilerin eğitim hakkına ilişkin taleplerin nasıl karşılanacağı ise hem ülkedeki din özgürlüğü tartışmaları hem de devletin eğitim politikası açısından belirleyici olacak.


